bilimsellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilimsellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2010 Cuma

ARCHÆORAPTOR SAHTEKARLIĞININ KASITLI OLARAK GÖRMEZDEN GELİNMESİ

Archæoraptor liaoningensis isimli bu sözde dino-kuş fosili, başta belirttiğimiz gibi dünyaya National Geographic dergisi tarafından duyuruldu. ABD'deki ünlü Smitsonian Enstitüsü'nün kuşlarla ilgili bölüm başkanı olan Dr. Storrs L. Olson, bu fosilin sahte olduğuna dair National Geographic'i önceden uyardığını, ancak dergi yönetiminin bunu tamamen göz ardı ettiğini açıkladı. Olson'un "tüylü dinozor"larla ilgili haberlerin perde arkasını yansıtan bu açıklamaları, National Geographic bünyesindeki Peter Raven adlı bilim adamına yazdığı açık mektupta yer almaktaydı:

1 Kasım 1999
Smithsonian Enstitüsü, Doğa Tarihi Ulusal Müzesi
Sevgili Peter,
Aşağıdaki ifadeleri sana yöneltmeyi düşündüm, çünkü senin komiten kısmen de olsa buna dahil ve sen şu an National Geographic Topluluğu'ndaki en seçkin bilim adamısın.
Kasım sayınızda Christopher P. Sloan'ın "T. Rex için Tüyler" adlı yayınıyla, National Geographic, sansasyonel, asılsız haber yapıldığı (tabloid) gazetecilikte en alt seviyeye ulaştı...


... Bu birçok zooloğun en kötü kabusu; yeni bir organizmayı adlandırma fırsatının bazı budala gazeteciler tarafından istemeden sansasyon haber haline gelmesi. Şu açıktır ki, National Geographic belirli bilimsel konularda yetkili mercilere danışmıyor.


Sloan'ın makalesi, söz konusu örneğin yasal olmayan yollarla ihraç edildiğinin bilindiğini ve "Czerkases'in şimdi Çin'e iade edilmesinin planlandığını" açıkça göstermektedir. Haziran 1996'da Washington'daki Kuş Paleontolojisi ve Evrim Topluluğu'nun (Society of Avian Paleontology and Evolution) 4. Uluslararası Toplantısı'nda 40'tan fazla katılımcı Smithsonian Kurumu'nda biraraya geldiler. Katılımcılar Çin'de bulunan fosillerin yasal olmayan ticaretini kınadıklarına dair Çin Bilimler Akademisi yöneticisine imzalı mektup hazırlamışlardı ve Çin Hükümeti'nin bu suistimale karşı acil bir önlem alması için destek vermişlerdi.


... Çin'in dışında satış için teklif edilen Liaoning'den gelen fosillerin kanunsuz olduğu, en azından 1996'nın ortalarından beri bilim camiasında ya da ticari fosil işinde olanlar için bir sır değildi.


ABD'deki temel doğa tarihi müzelerinin -tamamı olmasa da- çoğu personeline yasal olarak toplanmayan ve ihraç edilmeyen hiçbir türü kabul etmeme yasağı koymuştur. National Geographic Topluluğu böyle malzemelerin araştırılmasını desteklemekle kalmamış, sansasyon da yaratmıştır ve şimdi ünlü bilimsel enstitülerdeki araştırmacılar ahlaki, idari ve belki de yasal olarak yasaklanması gereken kanunsuz bir türü sergiliyorlar.


National Geographic'in Temmuz 1998 sayısında yayınlanan, "Dinozorlar Kanatlanıyor" (Dinosaurs Take Wing) başlıklı makalenin yayınlanmasından kısa süre önce, (makaleyi hazırlayan) Christopher P. Sloan'ın fotoğrafçısı olan Lou Mazzatenta beni National Geographic Topluluğu'na çağırdı, Çin'de bulunan fosillerin fotoğraflarını gösterdi ve bunlar hakkında yayınlanacak hikaye ile ilgili yorumlarımı sordu. O zaman, National Geographic'in göstermek istediği tablodan çok daha farklı, alternatif bakış açıları olduğunu söyleyerek itiraz ettim, ama sonunda açıkça gördüm ki, National Geographic, kuşların dinozorlardan evrimleştiği dogması dışında başka hiçbir şeye ilgi duymuyordu.


Sloan'ın makalesi (kuş-dinozor bağlantısı yönündeki) ön yargıyı tamamen yeni bir boyuta yükseltmekte ve büyük ölçüde doğrulanmamış veya belgelendirilmemiş bilgilere dayanarak, haberleri aktarmak yerine onları "üretmekte"dir. "İnsanların memeli olduklarını ne kadar güvenle söyleyebiliyorsak, kuşların birer theropod(iki ayaklı dinozor) olduğunu da o kadar güvenle söyleyebiliriz" şeklindeki basit cümlesi, bir veya bir grup bilim adamının fikri olarak dahi gösterilmemekte, sadece "editöryel propaganda" olarak kalmaktadır. Bu melodramik iddia, aslında embriyoloji ve karşılaştırmalı anatomi alanında yapılan yeni çalışmalarla çürütülmüştür, ama, elbette, bunlar (National Geographic makalesinde) hiç belirtilmemektedir.


Daha da önemlisi, Sloan'ın makalesinde çizimi yapılan ve kuş tüyleri olduğu iddia edilen yapıların hiçbirinin, kuş tüyü olduğu kanıtlanmış değildir. Bunların bu şekilde olduğunu iddia etmek, bir gerçeği dile getirmek değil, sadece bir temenni ifadesidir. Sayfa 103'te yer alan "içi boş, saç benzeri yapılar ilkel kuş tüylerini (protofeathers) karakterize ediyor" şeklindeki ifade saçmalıktır, çünkü "ilkel kuş tüyleri" sadece teorik bir varsayımdır ve dolayısıyla bunların iç yapısı daha da hipotetiktir.


National Geographic Topluluğu'nda halen gösterimde olan tüylü dinozorlar sergisi furyası daha da kötüdür ve birçok et yiyici dinozorun kuş tüylerine sahip olduğu yönündeki aldatıcı iddiayı ileri sürmektedir. Tartışmasız bir dinozor olan Deinonychus hakkında yapılan bir maket ve yavru tyrannosaurlar hakkında yapılan çizimlerde bu canlılar tüylerle kaplı gibi gösterilmektedir. Bunların hepsi hayalidir ve bilim kurgu dışında herhangi bir yerleri yoktur.


Tüylü dinozorlar ve kuşların theropodkökeni düşüncesi, sözünü sakınmadan söyleyen ve gerçekleri son derece taraflı hale getiren National Geographic'teki belirli editörlerle birlikte hareket eden hevesli bilim adamları kadrosu tarafından resmen duyurulmaktadır. Gerçekler ve dikkatlice değerlendirilmiş, bilimsel ağırlığı olan kanıtlar, programlarındaki en önemli eksiklikler olmuştur. Ki bu durum, hızla, çağımızın en büyük bilimsel sahtekarlıklarından biri durumuna gelmektedir: Soğuk füzyonun paleontolojik dengi (ile karşı karşıyayız). Eğer Sloan'ın makalesi bu fantezinin doruk noktası değilse, bir sonrakinde ne kadar yükseleceğini kestirmek zordur. Ama bir kere çılgınlık normal seyrini izledi mi ve tamamen açığa çıktı mı, National Geographic ne yazık ki tüm üzücü olayı özetleyen bir kitapta ünlü ama istenmeyen bir rol alacak.


Saygılarımla,
Storrs L. Olson
Kuşlar Bölümü Başkanı
Smithsonian Enstitüsü, Doğa Tarihi Ulusal Müzesi161

Storrs Olson, USA Today gazetesine yaptığı açıklamada ise, "Problem şu ki, fosilin sahte olduğu belli bir aşamada National Geographic tarafından da anlaşılmıştı, ama bu bilgi açıklanmadı" diyordu.162 Kısacası National Geographic, tüm dünyaya büyük evrim delili olarak gösterdiği fosilin sahte olduğunu anlamasına rağmen, aldatmacayı sürdürmüştü.
National Geographic dergisinin sergilediği bu tavrın, evrim teorisi adına düzenlenen ilk aldatmaca olmadığını da belirtmek gerekir. Evrim iddialarının ortaya atılmasından bu yana, teoriyi desteklemek için geçmişte pek çok sahtekarlık yapılmıştır. Alman biyolog Ernst Haeckel, Darwin'i desteklemek için sahte embriyo çizimleri yapmıştır. İngiliz evrimciler, insan kafatasına orangutan çenesi monte edip, bunu Doğa Tarihi Müzesi'nde 40 yılı aşkın bir süre "Piltdown Adamı-Evrimin En Büyük Kanıtı" diye sergilemişlerdir. Amerikalı evrimciler, tek bir domuz dişini "Nebraska Adamı" diye lanse etmişlerdir. Dünyanın dört bir yanında, "rekonstrüksiyon" adı verilen sahte çizimlerle, gerçekte hiçbir zaman yaşamamış olan "ilkel yaratıklar" veya "maymun adam"lar tasvir edilmiştir.

Tüm bunların ardından şunu sormak gerekir: Archæoraptor bir sahtekarlık ürünüdür. Peki ya diğer "dino-kuş" fosilleri?
Bu konuda yorum yapan uzmanlardan biri, Alan Feduccia'dır. Aşağıdaki satırlarda Feduccia'nın Discover dergisinin Şubat 2003 sayısında bu konuda yayınlanan bir röportajından alıntılar yer almaktadır. Kendisi de bir evrimci olmasına rağmen, bulunan fosillerin evrime bir delil olmadığını, bu konuda sahtekarlıklara başvurulduğunu açıkça ifade etmektedir:
Discover: Çin'de bulunan bazı dinozor fosilleri kuş tüyüne benzer şeylere sahip. Bu, dinozorlarla kuşlar arasında bir bağlantıyı kanıtlamıyor mu?

Feduccia: İnsanlar bu ince telli yapıların -"dino tüylerin"- ilkel tüyleri temsil ettiğini kabul ediyorlar. Ama bunlar tüylere benzemiyor ve tüylerle ilgili bir şey olduğuna da inanmıyorum. Bana korunmuş deri lifleri gibi geliyor... Kuşların iri pullarını (kuşların ayaklarındaki pullar) morfojenik kemik proteni uygulamasıyla tüylere dönüştürebilirsiniz. Bu yüzden insanlar tüylerin evrimini düşünürken ince liflerin pullarla tüyler arasında bir ara form olduğunu düşünüyorlar, aslında bu aşamaya ihtiyaç yok... Türlerin üzerinde korunmuş gerçek tüyleri gördüğümüzde, tüylere sahip olan ikinci dereceden uçmayan kuşlara baktığımızda ve yüzeysel olarak dinozorlara benzediğine ya da türlerin gerçekten dinozorlarla akraba olup olmadığına dikkatlice karar vermeliyiz. Şu an bu, sahte fosiller nedeniyle uğraşılması gereken zor bir mesele.

Discover: Şimdiye kadar yalnızca bir tek tüylü dinozor Archæoraptor sahte olarak kamuoyuna açıklandı. Başkalarının da olduğuna mı inanıyorsunuz?
FeducciaArchæoraptor buz dağının yalnızca ucu. Orada sahte fosillerden çok var ve tüm alanın üzerinde karanlık bir gölge yapıyor. Fosil gösterimlerine gittiğinizde hangisinin sahte olduğunu hangisinin sahte olmadığını söylemek zor. Çin'in kuzeydoğusunda Liaoning Eyaleti'nde en son, tüylü oldukları iddia edilen dinozorların bulunduğu tortulların yakınında bir sahte fosil fabrikası olduğunu duydum. Nature gibi dergiler türlerin doğruluğunu araştırmayı istemiyor ve türler hemen Çin'e geri gönderiliyor, bu yüzden kimse onları inceleyemiyor... Tüm bu malzemelerin doğruluğunu kanıtlamanın bir yolu yok.
DiscoverNiçin biri sahte fosil yapar?

FeducciaPara. Çin'de fosil ticareti büyük bir iş haline geldi. Bu sahte fosiller yıllardır çok büyük paralarla karaborsada satılıyor. İyi bir taklit yapabilen herkes iyi kar yapıyor.
Discover: Eğer şüphelenmeniz için iyi sebepler varsa, niçin bilimselliğin uç noktasında gibi algılanıyorsunuz?

Feduccia: Avlunuzdaki kuşlara bakarak canlı dinozorları seyretme fikri kuş yetiştiricilerini çok duygulandırıyor. Popüler basın doğal olarak bunun üzerine atladı. Aynı zamanda bir para oyunu. Birçok müze kuşların yaşayan dinozorlar olduğu fikrinin reklamını yaptı ve bu bağlantıyı sergilemek için çok yüksek miktarda para harcadılar. Ek olarak, bazı paleontologlar otuz yılı kuşların dinozorlardan evrimleştiğini söyleyerek harcadılar, bu yüzden profesyoneller de işin içinde.
Discover: Sizi kuşların dinozorlardan evrimleştiğine ikna edecek hiçbir şey var mı?
Feduccia: Kuşların evrimleştiğinin düşünüldüğü zamanda birçok theropod dinozor vardı, ama kuş benzeri önemli özelliklere sahip değiller...

Discover: İlk başta tartışmaya nasıl dahil oldunuz?
Feduccia: 1980'de kuşların kökeni hakkında bir bölüm yazmak zorunda kaldığım The Age of Birds (Kuşların Çağı) adlı kitabı yazana kadar gerçekten de kuşların kökeni ile ilgilenmiyordum. Mümkün olduğunca dürüst olmaya çalıştım, ama kuşların dinozor kökeni tarafında kesinlikle yer almayınca, inançlara karşı çıkan kişi olarak görüldüm… Eğer bu araştırmacılar haklı olduklarına o kadar ikna olmuşlarsa, benim düşündüğüm şey niçin bir fark oluştursun? Niçin bu kadar çok öfkelendiler? Yıllar geçtikçe kuşların kökeni problemine daha detaylı bakmaya başladım ve baktığım her yerde sanki iğne deliğinden halat geçirmemiz isteniyordu.163


Bir evrim sahtekarlığı: Kuş gövdesine monte edilmiş dinozor kuyruğu. (solda)

Washington'da Ekim 1999'da National Geographic Derneği tarafından düzenlenen basın toplantısında Archæoraptor fosilinin, kuş ve dinozor tüylerinden oluşan karışımı, "dinozorları kuşlara bağlayan kompleks zincirdeki gerçek kayıp halka" olarak tanıtılmıştı. Fakat şimdi bu bağlantıyı oluşturanın evrim değil, tutkal olduğu anlaşıldı. Bu sahtekarlık mizah dergilerine de malzeme olmuştu
Feduccia, ortaya çıkarılan "dino-kuş"ların sahte olması ihtimalinden söz etmektedir. Eğer sahte olmasalar bile, bu canlıların üzerinde yer alan ve "tüy" olarak gösterilen yapıların, gerçekte kuş tüyleri ile ilgisi olmadığını gösteren önemli kanıtlar vardır. Bunları ilerleyen sayfalarda inceleyeceğiz. İngiliz bilim dergisi New Scientist'te ise aynı konuya, yani fosil sahtekarlıklarına şöyle yer verilmektedir:
Çin'e ait satılık kuş fosillerinin çoğu bir şekilde süslenmişti. Bir kısmı eksik özelliklerinin eklenmesiyle, bir kısmı da muhtemelen birkaç fosilin kırık parçalarının biraraya getirilmesiyle oluşturulmuş olabilirdi. Louisiana'da New Orleans Üniversitesi'nde bir paleontolog olan Kraig Derstler, "ticari pazarda gördüğüm neredeyse herkes, rekonstrüksiyonlarını daha iyi gösterecek şeylere sahipler" dedi.
İlk paleontologların çoğu eksik olan bir ya da iki kemiği eklemede bir sakınca görmediler. Hem Amerikan Doğa Tarihi Müzesi hem de Pittsburgh'daki Carnegie Müzesi, 1880'lerde farklı dinozorlardan aldıkları kafatasları ile Apatosaurus'un fosil iskeletlerini elde ettiler. Ama iyi korunmuş Çinli kuş fosilleri çok karlı kazançlara neden oldu. Derstler, "Geçen 20 yıldan fazladır, yapıştırıcılar ve taklit kayalar yapılması çok kolay, ama ayırt edilmesi çok zor bir hale geldi" diyor.
Problemler kuş fosillerini bulup çıkaran Çinli köylülerle başlıyor...Fosillerden bir vurgun yapacaklarını öğrendiler.164 
Haberin devamında ise bazı "kompozitlerin" (birleştirilmiş fosillerin) uzmanların dahi aldanabileceği kadar ustaca yapıldığından bahsedilmektedir:
Los Angeles Bölgesi'nin Doğa Tarihi Müzesi'nden Luis Chiappe, bir örneğin kendisinde şüphe uyandırdığını hatırlatıyor. "Bu örnekte problemin ne olduğundan emin değildim" diyor. Fakat dikkatli ölçümler bir bacağın diğerinden uzun olduğunu gösterdi. Ancak dikkatli bir şekilde incelediğinde, iki parçayı birbirine yapıştıran bir harç olduğunu fark etti. Chiappe "Yüzeyde, gerçekten böyle bir şeyi fark edemezsiniz." diyor. Martin ise "Şu anda, X ışınlarını görene kadar artık bu örneklerin hiçbirine güvenmiyorum" diyor. Bunlar kayanın içindeki ek yerlerini ya da boşlukları ortaya çıkarmaktadır.165
Larry Martin Çinlilerin bu sahtekarlıklara bakış açısını şöyle dile getirmektedir:
Çiftçiler bunun yanlış olduğuna inanmıyorlar, fosili satışa daha uygun hale getirmek için ona, bozulmuş bir şeyi onarma sanatı olarak bakıyorlar… Fosillerle ilgili tüm ticari piyasa aldatmacalarla delik deşik edilmiş durumda.166

HAYALİ ÇİZİM


Evrim teorisini körü körüne savunan bir kısım bilim adamları, buldukları her fosili hayali evrim şeması içinde bir yere koymaya çalışmaktadırlar. Bu taraflı fosil yorumculuğunun sonucu olarak, sahte fosilleri yeterince incelemeden bir evrim propagandasına dönüştürmektedirler. Bu da onları kaçınılmaz olarak bilimsellikten uzaklaştırmaktadır.
Pekin'deki ünlü Paleontolog Xu Xing ise, Archæoraptor adlı fosilin sahte olduğunu teşhis ederken, bu konudaki gerçekleri şu ifadelerle açıklamaktadır:
Birçok parça ticari amaçlarla ülke dışına kaçırıldı. Bu, bilim için bir felakettir. Parçalar çalınıp kaçırıldığında bazen fosil parçaları yanlışlıkla birleştirilir. Bu büyük bir yanlış olabilir ve kamuoyunu yanlış yönlendirir.167
Resmi önlemlere rağmen ülkeden gizlice çıkarılmaya devam eden Çin'deki fosiller için problem daha da ciddidir.168 Gizlice çıkarılan örnekler, çok sayıda kişinin elinden geçmekte ve sonra Amerika, İtalya ya da Almanya'daki varlıklı olmayan kişiler tarafından -eksik parçaları yerine koymak üzere- toprak kayayla karışmış yapıştırıcılarla onarılmaktadır. Louisiana'daki New Orleans Üniversitesi'nden Kraig Derstler, bu fosillerin sahte olup olmadığını "Bir mikroskop, ultraviyole ya da X ışını kullanmadan bunu ayırt edemezsiniz." diye belirtmektedir.169

Yaklaşık 142 milyon yıllık Confuciusornis adlı kuş fosilinin de, bir müze ya da üniversitedeki bir akademi üyesi yerine, ilk olarak bir satıcı tarafından görülmesi, özel koleksiyoncuların ellerinde tuttukları fosillerin değerinin göstergesidir. Halkın paleontolojiye olan ilgisinin artmasıyla birlikte, fosiller için milyonlarca dolarlık bir piyasa oluşmuştur. Çin, Rusya, Avustralya ve diğer yerlerden fosil satın alan ya da çalan, sonra da bunları Batı'daki varlıklı koleksiyonculara satan kaçakçılar, bu alanı bir endüstriye dönüştürmüşlerdir. Çok iyi korunan ya da az bulunan fosil örnekleri, ünlü resimler gibi hedef haline gelmiştir. Nitekim son yıllarda binlerce dinozor yumurtası ve 100'den fazla kuş fosili uluslararası piyasada satılmıştır.

Bu nedenlerden ötürü gittikçe gelişen fosil ticareti bilim adamları açısından ciddi bir sorundur. Bilim adamlarına göre fosillerin bulundukları katmanla ilgili bilgiler de, kaçakçılık yüzünden sürekli olarak kaybedilmektedir. Aynı zamanda özel koleksiyonlardaki örnekler üzerinde, bilim adamlarının gerektiği gibi çalışma yapamamaları da ayrı bir sorundur.170

İşte 90'lı yılların başlarından bu yana dünyada estirilen "dino-kuş" furyası, böylesine aldatıcı bir zemine dayanmaktadır. Kuşların dinozorlardan evrimleştiği tezi Darwinistler arasında çok popüler olduğu, ama buna dair hiçbir kanıt bulunmadığı için, sahte kanıt üretip satmak karlı bir iş haline gelmiştir. İnsanlara bilimsel kanıt diye gösterilenler, işte bu "ticari sahtekarlığın" eserleridir.

Ünlü kuş bilimci Alan Feduccia bu konu ile ilgili son sözü şöyle söylemektedir:
Keşfettiğim şey, dino-kuş meselesinin tamamen bir aldatmaca olduğudur.171

161. "Open Letter: Smithsonian decries National Geographic's 'editorial propagandizing' of dinosaur-to-bird 'evolution'"; http://www. trueorigin.org/birdevoletter.asp
162. Tim Friend, "Dinosaur-bird link smashed in fossil flap", USA Today, 25 Ocak 2000.
163. Alan Feduccia, "Plucking Apart the Dino-Birds", Discover, February 2003, cilt 24, no. 2.
164. Jeff Hecht, "F is for Fake: Only an X-ray will stamp your fossil bargain as authentic", New Scientist, 19 Şubat 2000. 
165. Jeff Hecht, "F is for Fake: Only an X-ray will stamp your fossil bargain as authentic", New Scientist, 19 Şubat 2000.
166. Jeff Hecht, "F is for Fake: Only an X-ray will stamp your fossil bargain as authentic", New Scientist, 19 Şubat 2000. 
167. "Scientist disputes fossil is "missing link" between dinosaurs", Brunswickan Publishing, The Associated Press, 1999; http://www.unb.
ca/web/bruns/9900/issue16/sciencetech/ missinglink.html
168. Jeff Hecht, "Psst...wanna Triceratops?", New Scientist, cilt 152, no. 2060, 14 Aralık 1996, s. 12. 
169. Jeff Hecht, "F is for Fake: Only an X-ray will stamp your fossil bargain as authentic", New Scientist, 19 Şubat 2000.
170. Jeff Hecht, "Psst...wanna Triceratops?", New Scientist, cilt 152, no. 2060, 14 Aralık 1996, s. 12.
171. Alan Feduccia, J. David'e email, 26 Ekim 1999; http://www.answersingenesis.org/ docs/4208news2-3-2000.asp

  

BİLİM ADAMLARININ TAKLİT DAHİ EDEMEDİĞİ BÖCEK UÇUŞU, ALLAH'IN SONSUZ İLMİNİN VE GÜCÜNÜN DELİLLERİNDENDİR



Böcek uçuşunu taklit etmeye çalışan mühendisler, bunda önemli bir zorlukla karşı karşıyadırlar. Sinek kanatları havada sekiz şekli çizerek hareket ederler. Turun yarısında üstte kalan kanat yüzeyi, sonraki yarısında aşağı bakar hale gelir. Böyle bir uçuşu taklit edebilmek için, uçağa, eklemden hareketli döner kanatlar monte edilmelidir. Bundan daha da zor olan, bu kanatların hızlı ve kontrollü hareketini sağlayacak bilgisayar sistemidir. Böyle bir sistemin kurulması günümüz teknolojisiyle hayal bile edilememektedir. Böcek uçuşunu taklit etmeye çalışan mühendislerin en büyük rüyası, bir binanın dar koridorlarında ve odalarında uçuşu kontrol edilebilen robot böcekler üretebilmektir. Amerika'daki yüksek teknolojiye sahip enstitülerde çalışan uzmanlar, böcek uçuşunu taklitte, kendilerini Wright kardeşlerin 1903 yılında bulunduğu seviyede gördüklerini belirtmektedirler.1
Evrimcilerin sineğin tüm bu mükemmelliklerini anlattıktan sonra, dinozorların onları yakalamaya çalışırken kanatlandıklarını iddia etmeleri, içinde bulundukları çelişkili ve çıkmaz durumun çarpıcı bir örneğidir. Çünkü evrimciler, sineklerin "kanatları" olduğunu ayrıca kuşlardan daha da şaşırtıcı bir uçma yeteneğine sahip olduklarını unutmuşlardır. Saniyede 500-1.000 kere kanat çırpan ve en gelişmiş helikopterden daha üstün bir manevra kabiliyetine sahip olan sineğin nasıl var olduğu konusunu açıklayamayan evrimcilerin, uçuşun kökeninin bir dinozorun sinek yakalama çabaları olarak açıklaması büyük bir mantıksızlıktır.

1. "Robotic Insect Takes to the Air", Dr.Chris Riley, BBCNews, 11 Nisan 2001; http://news.bbc.co.uk/2/hi/science/nature/1270306.stm


Görüldüğü gibi halter organları, sineklerin uçuş yetenekleri açısından son derece büyük bir önem taşımaktadır. Bu yapının tesadüf eseri sineğin tam ihtiyacını karşılayacak şekilde var olduğuna inanmak, bir uçağın ham metallerin rastgele birleşmesiyle oluştuğuna inanmak kadar akıl dışıdır.

Sinek uçuşu hakkındaki bu detayların açıkça gösterdiği gerçek şudur: Sinek uçuşu 21. yüzyılın gelişmiş teknolojik imkanlarına ve mühendislik alanındaki bilgi birikimine rağmen, taklit edilemeyecek kadar kompleks bir harekettir. Sineklerde bu hareketi mümkün kılan tasarım tam bir teknoloji harikasıdır. Bu açıdan sinekler, uçmak için tasarlanmış robotlar gibidirler.

Sineklerin "ilkel atadan" evrimleştiğine dair hiçbir delil yoktur. Aynı zamanda halter organlarının, bir zamanlar arka kanatlardan geriye kalan "yararsız kalıntılar" olduğu iddiası için hiçbir delil bulunmadığı da açıktır. Deneylerden elde edilen bulgular halter organının, bu konuda araştırma yapan herkesi hayranlık içinde bırakan ileri derecede gelişmiş bir uçuş sistemi olduğunu göstermektedir. Bu deliller ve fosil kayıtlarından elde edilen bilgiler, sineklerin, ihtiyaç duydukları tüm gelişmiş sistemlerle birlikte yaratıldıklarını ortaya koymaktadır.
Sinekler milyonlarca senedir aerodinamik kurallardan yararlanarak uçmaktadırlar. Günümüzde en gelişmiş teknolojileri kullanan bilim adamlarının bile sineklerin uçuş tekniklerini tam olarak açıklayamamaları, yaratılışın apaçık delillerinden biridir. Allah, düşünebilen insanlar için bu küçük canlıda, sonsuz aklının ve ilminin benzersizliğini bize göstermektedir. Bir ayette Allah şöyle buyurmaktadır:
Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkar edenler ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?" derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz. (Bakara Suresi, 26)

KELEBEK KANATLARINDAKİ AERODİNAMİK TASARIM


Uçuş yeteneğine sahip canlılardan birisi de böcek ailesinin bir üyesi olan kelebeklerdir.
İngiltere'deki Oxford Üniversitesi'nden araştırmacılar, kelebeklerin uçuş biçimlerini araştırmak için bir yöntem geliştirdiler. İlk edindikleri sonuçlar kelebeklerin rastgele kanat çırpmadıklarını, aksine bilindiğinden çok daha fazla uçuş taktiği kullandıklarını gösterdi.

İngiltere'deki Cambridge Üniversitesi'nden araştırmacılar ise, tavus kelebekleri üzerinde yaptıkları araştırmalarda kanat hareketinin, kanatların en uç noktasının üzerinde girdaplar oluşturduğunu, bu sayede canlının yukarı kalkmasının mümkün olduğunu gördüler. Güney Kore Üniversitesi'nde davranışsal ekoloji profesörü olan ve Oxford Üniversitesi'nde araştırmalar yapan Robert Srygley'e göre, serbest uçuş konusunda yapılan araştırmalar, kelebeklerin uçuşunun çok daha karmaşık olduğunu gösterdi. Srygley şöyle diyordu:
Serbest uçuş yapan kelebekler, kaldırma kuvvetini artırmak için bilinen tüm mekanizmaları kullanırlar; hava çevrisi (havacılıkta bir terim), kanat ucu girdabı, kanat çırpma ve savurma, hareketli ya da hareketsiz hamleler ile ikili kanat ucu girdabı gibi.242
Araştırmalar, kelebeklerin uçuş düzeylerinde ani değişiklik yapabilmek için, kanat darbelerinin dönüşünü ve hızını değiştirerek, kanatlarının uç kısmında girdaplar ve ikili girdaplar oluşturduklarını ve kelebeklerin birbirini izleyen kanat hamlelerinde farklı aerodinamik mekanizmalar kullandığını da göstermiştir. Robert Srygley'e göre kelebeklerin rastgele gibi görünen kanat çırpışları, aslında canlının kalkarken, manevra yaparken ve düzenli uçuş ile konarken bir dizi çeşitli aerodinamik mekanizma kullanması nedeniyledir. Ayrıca Srygley'e göre sadece kelebeklerin değil, tüm böceklerin uçuşu hakkında bilinmeyen çok fazla şey vardır: "Böcekler dünyasındaki neredeyse tüm uçuş mekanizmaları hala açıklanamamaktadır."243


Georgia Teknik Araştırma Enstitüsü'nden önde gelen bir araştırma mühendisi olan Robert Michelson da kelebeklerin farklı uçuş biçimleri sırasında çeşitli kanat aerodinamikleri göstermesinin şaşırtıcı olduğunu vurgulamıştır. Michelson araştırmasında, "entomopter" adı verilen ve küçük kanatlarını çırpan bir robot kullanmıştır. Michelson bu çalışması ile ilgili olarak, bu tür bir kanat kontrolünün, "fiziksel olarak karmaşık, minyatür boyutlara indirgenmesi zor" olduğunu ve çok fazla enerji tükettiğini ifade etmektedir.244 Bu araştırma, California Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Fakültesi'nden profesör Ron Fearing'e göre, doğada çok sayıdaki tasarım çeşitliliği bulunan aerodinamiği anlamamıza katkıda bulunmaktadır.
Aslında bilim adamlarının inceledikleri tüm bu canlılar, Allah'ın doğadaki yaratma sanatının örneklerinden birkaçıdır. Allah'ın sonsuz ilmi her yerde açıkça görülmektedir.

Bu öylesine üstün ve benzersiz bir ilimdir ki, iman etmeyen bilim adamları dahi hayranlıklarını dile getirmekten, övgü ifadeleri sarf etmekten kendilerini alamamaktadırlar.
İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka İlah yoktur. Herşeyin yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir vekildir. (Enam Suresi, 102)

242. Kimberly Patch, "Butterflies offer lessons for robots", Technology Research News, 12-19 Şubat 2003, http://www.trnmag.com/Stories/
2003/021203/Butterflies_offer_lessons_for_robots_021203.html
243. Kimberly Patch, "Butterflies offer lessons for robots", Technology Research News, 12-19 Şubat 2003; http://www.trnmag.com/Stories/
2003/021203/Butterflies_offer_lessons_for_robots_021203.html
244. Kimberly Patch, "Butterflies offer lessons for robots", Technology Research News, 12-19 Şubat 2003; http://www.trnmag.com/Stories/
2003/021203/Butterflies_offer_lessons_for_ robots_021203.html

BİLİM DÜNYASI BÖCEKLERDEKİ UÇUŞ SİSTEMLERİNİ ÖRNEK ALIYOR


Pek çok ülke teknolojilerini geliştirme konusunda bilim adamlarını ve bilimsel araştırma yapan kuruluşlarını desteklemektedirler. Teknolojinin geliştirilmesi için gerçekleştirilen bazı projelerde ise dikkat çekici bir yöntem izlenmektedir: Doğanın taklit edilmesi...

Günümüzde bilim adamları zaten mükemmel olarak işleyen doğadaki yaratılış örneklerini model almayı, projeleri açısından ilham verici bulmaktadırlar. (Detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Biyomimetik: Teknoloji Doğayı Taklit Ediyor, Araştırma Yayıncılık)

Özellikle son yıllarda istihbarat ve araştırma alanında kullanılmak üzere geliştirilen robotların ve cihazların birçoğu, doğadan esinlenilen modeller içermektedir. Bunlar arasında en fazla model alınan canlılardan biri de böceklerdir. Bu minyatür canlılar, çok başarılı uçuş tekniklerine sahiptir. Son birkaç yıl içerisinde Charles Ellington (Cambridge Üniversitesi'nden profesör), Robert Michelson (Georgia Teknik Araştırma Enstitüsü'nden araştırma mühendisi) ve diğer bilim adamları, böceklerin küçük olmalarının avantajını kullandıklarını ve bir uçağın yapamayacağı şekilde hava girdapları oluşturarak kalkış ve uçuş sırasında bunları kullandıklarını göstermişlerdir.245

245. John Toon, "Flying on Mars: Nature's flight system could be the key to exploring the newest frontier", Research Horizons, 12 Kasım 2001; http://gtresearchnews.gatech.edu/reshor/rh-f01/mars.html

SONUÇ


ara için tasarlanmış bir aracın uçması nasıl mümkün değilse, uçmak için yaratılmamış canlıların uçması da mümkün değildir. Çünkü bir kara aracının, örneğin bir arabanın üretimi için çalışan kişilerin uzmanlık alanları, dikkate aldıkları koşullar, kullandıkları malzemelerin cinsi, izledikleri tasarım planı, üretim esnasında kullandıkları yöntemler, parçalar ve daha pek çok detay bir uçağın üretiminde kullanılanlardan tamamen farklıdır. Benzerlik gösteren malzemeler olsa dahi, fonksiyon, şekil, büyüklük gibi pek çok açıdan bunlar da kullanılacakları yere göre, özel olarak tasarlanmışlardır. Bir arabanın da uçağın da camları ve tekerlekleri vardır. Ancak bunlar her bir taşıt için çok özel hesaplara dayanarak, tasarlanma amaçlarına yönelik en uygun malzemeler kullanılarak üretilirler. Bunlardaki en ufak bir yanlışlık, seçim hatası son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Nitekim bu bilinçli tasarımın farkında olduklarından, kimse bir arabaya bakıp "aslında uçakla benzerlikleri var, bu araba zaman içerisinde dış etkenlerin tesadüfi şekillendirmeleriyle uçar hale gelebilir" gibi ütopik bir iddia ile ortaya çıkmaz. Çünkü kara taşıtı, üzerinden milyonlarca yıl geçse de uçmaya elverişli hale gelemez. Evrim teorisinin kuşların kökeni için ileri sürdüğü açıklamalar da en az bu iddia kadar imkansız ve akıl dışıdır.
Kitap boyunca gördüğümüz gibi, kuşların ve diğer uçucu canlıların kara canlılarından evrimleştiğine dair hiçbir kanıt yoktur. Aksine, sahip oldukları kompleks yapılar ve bunların fosil kayıtlarında aniden ortaya çıkışı, tüm bu canlıların gerekli uçuş sistemleriyle birlikte yaratıldıklarını göstermektedir.

Bu canlıların başka canlılardan evrimleştiği iddiası, bilimsellik dışındaki birtakım amaçlar nedeniyle savunulan bir dogmadır.

Bu amaçların başında kuşkusuz Darwinizm'in felsefi temeli olan materyalist felsefenin yaşatılması gelmektedir. Bir diğer amaç ise kişisel çıkarlardır. Evrim teorisini destekleyen güçlü ve zengin "sözde bilimsel bir camia" vardır ve bunun desteğini kazanmak başlı başına bir amaç olabilmektedir. Bir ömür boyu amaç edinilen çalışmaların, harcanan emek ve servetlerin boşa çıkması, itibar ve kariyer kaygısı gibi yüzleşmekten kaçınılan konular bulunmaktadır. Smithsonian Enstitüsü'de Kuşlar Bölümü Başkanı Storrs L. Olson bu konuya şöyle değinmektedir:
'Kuşlar dinozordur' tezini destekleyen insanlar bu tartışmada [kuşların sözde evriminin dinozorlardan mı başka bir sürüngen grubundan mı olduğu tartışması] uzun süre seslerini yükselttiler. Kuşların dinozorlara dönüştüğü teziyle ilgili çok sayıda problem var. Teori buna rağmen popüler medyada reklam konusu oldu... Kuşlar dinozordur görüşünü altüst etmek çok büyük bir utanca neden olacaktır. Bu tartışmaya bağlanmış milyonlarca dolar ve çok sayıda kariyer var.
Evrim teorisine bağlılığın saplantı halini almasındaki en önemli sebep ise başta belirttiğimiz materyalist felsefe ve onunla sözde bilimsel bir dayanak bulan ateizmdir. Bir kısım insanlar kendilerini Allah'ın yarattığına, Rabbimiz'e karşı sorumlulukları olduğuna ve dünyadaki yaşamlarından ahiret hayatlarında sorumlu tutulacaklarına inanmak istemezler. Dolayısıyla inkarlarına kendilerince makul bir zemin hazırlamaya çalışırlar. Ancak Allah'ın varlığı hiçbir aldatmaca ile gizlenemeyecek kadar açıktır. Bu kişiler her nefes aldıklarında, damarlarında akan kanda, yerdeki bir karıncada, yedikleri bir portakalda kısacası baktıkları her yerde Allah'ın varlığının delilleri ile kuşatılmışlardır.

Kuran'da Allah "(gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemekte" olanlardan (Al-i İmran Suresi, 75), "gerçeği ters yüz eden, günaha düşkün olan yalancılar"dan (Şuara Suresi, 222), "bildikleri halde gerçeği gizleyenler"den (Bakara Suresi, 146) ve "hakkı batıl ile örtenler"den (Bakara Suresi, 42), "hakkı batıl ile geçersiz kılmak için mücadele edenler"den (Kehf Suresi, 56) bahsetmektedir. Günümüzde de rastladığımız bu tür kişilerin tutumlarını, geçmişteki kavimler sergilemişler ve aynı hatayla yeryüzünde ömürlerini geçirmişlerdir. Ancak Allah'ın varlığı, birliği ve herşeyin tek Yaratıcısı olduğu gerçeğini kabul etmek istemeyen bu kimseler, her dönemde batıl bir inancı savundukları için "...Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir..." ayeti gereği amaçlarında başarılı olamamışlardır. (Enbiya Suresi, 18)
İman eden kimselerin tavrı ise Kuran'da bildirildiği gibi "gerçeği ve doğruyu araştırıp bulmak" (Cin Suresi, 14) ve "Allah için, hakkı ayakta tutmak"tır. (Maide Suresi, 8)
Bu gerçek, yerde ve gökteki herşeyin tek Yaratıcısı'nın, Rabbimiz olan Allah olduğudur.
Allah'ın benzersiz yaratma sanatı Kuran'da şöyle haber verilir:
Gökleri ve yeri bir örnek (model) edinmeksizin yaratandır. O'nun nasıl bir çocuğu olabilir? O'nun bir eşi (zevcesi) yoktur. O, herşeyi yaratmıştır. O, herşeyi bilendir. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka İlah yoktur. Herşeyin Yaratıcısı'dır, öyleyse O'na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir vekildir. Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O, latif olandır, haberdar olandır. Gerçek şu ki size Rabbinizden basiretler gelmiştir. Kim basiretle-görürse kendi lehine, kim de kör olursa (görmek istemezse) kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinizde gözetleyici değilim. (Enam Suresi, 101-104)